📋 İçindekiler Tablosu
- İş kazası hukuken nasıl tanımlanıyor?
- İş kazası sonrasında hangi davalar açılabilir?
- Dava açmadan önce izlenmesi gereken yasal süreç
- SGK’ya başvuru yapmadan doğrudan dava açılabilir mi?
- Geçici iş göremezlik nedir, ne kadar sürer?
- Sürekli iş göremezlik (maluliyet) nasıl belirlenir?
- Bakıcı gideri tazminatı hangi hâllerde istenebilir?
- Zamanaşımı süreleri ne kadar?
- Tazminat hesaplamasında hangi veriler esas alınır?
- İzmir’den iş kazası tazminat davası nasıl takip edilir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Yasal Dayanak: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13, m. 18, m. 95; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54, m. 55, m. 146
- Açılabilecek Başlıca Davalar: İş kazasının tespiti davası, maddi tazminat davası (geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik/maluliyet, bakıcı gideri, tedavi gideri), manevi tazminat davası
- Kritik Şart: Kalıcı maluliyet raporu için tedavinin tamamlanmış olması ve kural olarak kaza tarihinden itibaren en az 1 yıl geçmiş olması gerekiyor
- Zamanaşımı: Genel kural olarak haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl; kaza trafik unsuru da içeriyorsa 2/10 yıllık kısa süreler devreye girebiliyor
İş kazası geçiren bir çalışanın veya yakınlarının hangi davaları açabileceği, bu davaları açmadan önce hangi idari başvuruların yapılması gerektiği ve tazminatın nasıl hesaplandığı, mevzuat ve Yargıtay içtihatlarıyla ayrıntılı şekilde düzenleniyor. Bu rehberde iş kazası sonrası izlenmesi gereken yasal süreci, açılabilecek dava türlerini, maluliyet tespitinde aranan şartları ve zamanaşımı sürelerini güncel içtihatlarla ele alıyoruz.
İş kazası hukuken nasıl tanımlanıyor?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda veya işverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanıyor. Bir olayın bu tanıma girip girmediğinin belirlenmesi, aşağıda anlatılan tüm sürecin ilk ve en kritik basamağını oluşturuyor.
İş kazası sonrasında hangi davalar açılabilir?
İş kazası geçiren bir sigortalının veya vefat hâlinde yakınlarının başvurabileceği hukuki yollar, tek bir dava türüyle sınırlı değil. Somut duruma göre şu davalar gündeme gelebiliyor:
- İş kazasının tespiti davası: Sosyal Güvenlik Kurumu olayı iş kazası olarak kabul etmezse, işveren aleyhine açılan ve olayın iş kazası niteliğinde olduğunun tespitini amaçlayan dava
- Maddi tazminat davası: Geçici iş göremezlik döneminde yoksun kalınan gelirin, sürekli iş göremezlik (maluliyet) hâlinde meslekte kazanma gücündeki kalıcı azalmanın, tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin tazminini amaçlayan dava
- Manevi tazminat davası: Kaza nedeniyle yaşanan acı ve elem karşılığında, kişinin kendisi veya yakınları tarafından açılabilen dava
- Destekten yoksun kalma tazminatı davası: İş kazası ölümle sonuçlanmışsa, ölenin desteğinden yoksun kalan yakınları tarafından açılabilen dava
Bu dava türlerinden hangisinin veya hangilerinin bir arada açılabileceği, kazanın sonucuna (geçici iyileşme, kalıcı maluliyet veya ölüm) ve somut olayın koşullarına göre değişiyor.
Dava açmadan önce izlenmesi gereken yasal süreç
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 11.09.2014 tarihli, 2014/7384 E., 2014/17184 K. sayılı kararında, iş kazası sonrası izlenmesi gereken usuli basamaklar şöyle sıralanmıştır:
“Öncelikle yapılması gereken davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine ’iş kazasının tespiti’ davası açması için önel verilmesi, tespit davası, bu dava için bekletici sorun yapılarak çıkacak sonuca göre; olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının, geçirdiği iş kazasına ilişkin tüm tıbbi evraklar temin edildikten sonra, SGK Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığına müracaatının sağlanması ve usulüne uygun şekilde sürekli iş göremezliğinin tespitine ilişkin rapor alınarak kesinleştirilmesi.”
Sağlık Kurulu raporuna itiraz edilmesi hâlinde süreç, 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesi uyarınca şu şekilde ilerliyor: itiraz önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na (YSK) taşınıyor; YSK kararına da itiraz edilirse inceleme Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu aracılığıyla yaptırılıyor; YSK raporu ile Adli Tıp raporu arasında oran veya süre yönünden çelişki bulunması hâlinde ise dosya, çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp 2. Üst Kurulu’na (gerektiğinde Adli Tıp Genel Kurulu’na) gönderiliyor.
SGK’ya başvuru yapmadan doğrudan dava açılabilir mi?
5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvurulması kanuni bir zorunluluk. Ancak bu şartın yerine getirilmemiş olması, davanın doğrudan reddi anlamına gelmiyor. Kuruma başvuru şartı, sonradan tamamlanması mümkün olan bir dava şartı olarak kabul ediliyor; bu nedenle mahkeme, davacıya SGK’ya başvurması ve sonucunu bildirmesi için kesin süre (mehil) vermek zorunda. Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2024 tarihli, 2024/1267 E., 2024/3625 K. sayılı kararında, davacıya SGK’ya başvurması için süre verilmesine rağmen herhangi bir müracaat yapılmadığının anlaşılması üzerine yerel mahkemenin verdiği usulden ret kararı, usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır. Kısacası: başvuru eksikliği tek başına ret sebebi değil, ama tanınan kesin süreye rağmen başvuru yapılmazsa dava usulden reddedilebiliyor.
Geçici iş göremezlik nedir, ne kadar sürer?
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 06.04.2006 tarihli, 2005/979 E., 2006/3609 K. sayılı kararında geçici ve sürekli iş göremezlik arasındaki temel ayrım şöyle açıklanmıştır:
“Geçici ve sürekli iş göremezlik devre zararlarının hesabı ayrı ilkelere tabidir. Geçici iş göremezlik devresinde sigortalının çalışamadığı dönemde yoksun kaldığı gelirin karşılanması; sürekli iş göremezlik halinde ise, iş kazası ya da meslek hastalığı nedeniyle çalışma gücünde meydana gelen eksilme sonucu gelir kaybı ya da yıpranmaya bağlı olarak ortaya çıkan zararın tazmini söz konusudur.”
Geçici iş göremezlik süresi boyunca SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor; Kurumca karşılanmayan net bakiye zarar ise işverenden veya diğer sorumlulardan talep edilebiliyor. Sürenin uzunluğu yaralanmanın niteliğine göre değişiyor; örneğin kemik kırıklarında kırığın tipine (açık, parçalı, tibia/femur veya kol kırığı gibi) ve cerrahi müdahalenin kapsamına göre iyileşme ve geçici iş göremezlik süresi genel olarak 6 aya (180 gün) kadar uzayabiliyor; amputasyon olgularında da iyileşmenin 6 ayda tamamlanacağı kabul edilebiliyor.
Sürekli iş göremezlik (maluliyet) nasıl belirlenir?
Kalıcı maluliyet oranının tespit edilebilmesi için tedavinin tamamlanmış olması ve lezyonların kalıcılık kazanması hukuki bir zorunluluk; iyileşme süreci devam ederken düzenlenen sağlık kurulu raporları yargı mercilerince hükme esas alınmıyor. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi (29.09.2023, E. 2023/996, K. 2023/1881) kararında bu husus şöyle vurgulanmıştır:
“Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici işgöremezlik durumu tam olarak tespit edilemez.”
Özellikle kemik ve eklem yaralanmalarında, devamlı engelliliğin tespiti için kaza tarihinden itibaren kural olarak en az 1 yıl geçmiş olması ve son bir yıldır hastada herhangi bir düzelmenin olmadığının saptanması aranıyor (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 15.01.2026, E. 2025/152, K. 2026/10; 09.10.2025, E. 2024/934, K. 2025/1222). Bu süre dolmadan düzenlenen erken tarihli maluliyet raporlarına itibar edilemiyor; mahkemeler bu gibi durumlarda süreç tamamlandıktan sonra yeniden rapor alınması yoluna gidiyor.
Raporu düzenleyecek uzman heyet konusunda ise dosya genellikle Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kuruluna (çoğunlukla 2. veya 3. İhtisas Kurulu) ya da üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bünyesinde, içinde mutlaka bir Ortopedi ve Travmatoloji uzmanının yer aldığı resmî sağlık kurullarına sevk ediliyor.
Bakıcı gideri tazminatı hangi hâllerde istenebilir?
Yaralanan kişinin yeme-içme, giyinme, tuvalet ihtiyacı veya ayağa kalkma gibi günlük yaşamsal faaliyetlerini tek başına yerine getiremeyecek durumda olması hâlinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi kapsamında tedavi ve bakım gideri olarak bakıcı tazminatı talep edilebiliyor. Aile bireylerinin bu bakımı fiilen üstlenmiş olması, tazminat talebine engel teşkil etmiyor. Kemik kırıklarında bakıcı ihtiyacı süresi, yaralanmanın ve ameliyatın ağırlığına, alçı veya yatak istirahati evresinin uzunluğuna göre değişmekle birlikte, uygulamada çoğunlukla 1 ila 3 ay (30-90 gün) arasında tespit ediliyor.
Zamanaşımı süreleri ne kadar?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi, kural olarak haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.12.2019 tarihli, 2017/2180 E., 2019/1275 K. sayılı kararında bu kural şöyle teyit edilmiştir: “İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında; zamanaşımı süresi… haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.” Kazada trafik unsuru da bulunuyorsa (örneğin iş amacıyla kullanılan bir aracın karıştığı kaza), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca failin ve zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık ve her hâlükârda 10 yıllık kısa süreler devreye girebiliyor.
Zamanaşımının ne zaman işlemeye başlayacağı da tek başına olay tarihine bağlı değil; zararın kapsam ve mahiyetinin netleşmesi gerekiyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 28.05.2024 tarihli, 2024/5216 E., 2024/5964 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, “zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez.” Başlangıçta bilinmeyen, sonradan ortaya çıkan veya gelişen sonuçlar “gelişen durum” olarak adlandırılıyor ve bu durumda zamanaşımı, gelişimin tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlıyor.
Tazminat hesaplamasında hangi veriler esas alınır?
Kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatlarının miktarı belirlenirken hüküm tarihine en yakın veriler esas alınıyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 22.11.2022 tarihli, 2021/9096 E., 2022/14660 K. sayılı kararında, “hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerektiği, daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeniyle ek rapor alınmasının zorunlu olduğu” vurgulanmıştır.
İzmir’den iş kazası tazminat davası nasıl takip edilir?
İş kazası tazminat davaları, işçinin çalıştığı işyerinin veya davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer İş Mahkemesinde görülüyor. İzmir’de bu davalar İş Mahkemeleri ile birlikte, maluliyet oranına ilişkin itirazlarda Adli Tıp Kurumu’na sevk sürecinin doğru yönetilmesi büyük önem taşıyor. SGK’ya yapılacak ihbar ve başvuruların süresinde tamamlanması, maluliyet raporunun erken talep edilmemesi ve zamanaşımı sürelerinin doğru hesaplanması, davanın esasına sağlıklı bir şekilde girilebilmesi açısından belirleyici oluyor; büromuz bu süreci İzmir merkezli olarak takip edebilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İş kazası geçiren bir işçi hangi davaları açabilir?
Duruma göre iş kazasının tespiti davası, geçici veya sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ve kaza ölümle sonuçlanmışsa destekten yoksun kalma tazminatı davası açılabiliyor.
SGK’ya başvurmadan doğrudan dava açılabilir mi?
Kuruma başvuru şartı tamamlanabilir bir dava şartı olduğundan, başvuru yapılmamış olması tek başına davanın reddini gerektirmiyor; mahkeme davacıya başvuru için kesin süre vermek zorunda. Bu süreye rağmen başvuru yapılmazsa dava usulden reddedilebiliyor.
Kalıcı maluliyet raporu kaza olur olmaz alınabilir mi?
Hayır. Tedavinin tamamlanmış olması ve kural olarak kaza tarihinden itibaren en az 1 yıl geçmesi, bu süre boyunca iyileşmede bir düzelme olmadığının tespit edilmesi gerekiyor; bu süre dolmadan alınan raporlar hükme esas alınmıyor.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadar?
Kural olarak haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl; kazada trafik unsuru varsa 2 yıllık ve 10 yıllık kısa süreler de gündeme gelebiliyor. Zararın kapsamı sonradan netleşiyorsa süre, bu netleşme tarihinden itibaren işlemeye başlıyor.
Bakıcı gideri tazminatı için ailenin bakması engel mi?
Hayır. Aile bireylerinin yaralanan kişiye fiilen bakmış olması, bakıcı tazminatının talep edilmesine engel teşkil etmiyor.
⚖️ Hukuki İnceleme: Bu makale İnce & İnce Hukuk Bürosu avukatları tarafından güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelenerek yayına hazırlanmıştır.

Av. Arb. Simge İnce
Kurucu Ortak · İnce & İnce Hukuk Bürosu
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2017'den bu yana iş kazaları ve trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarıyla ilgilenmekte, aktüerya hesaplamaları yapmaktadır. 2023'ten bu yana iş hukuku, sigorta hukuku ve tüketici hukuku alanlarında uzman arabuluculuk faaliyeti yürütmektedir.
Geri bildirim: Sigorta Şirketleri KEP, MERSİS ve Vergi Numarası Rehberi (2026) - İnce & İnce Hukuk