📋 İçindekiler Tablosu
- Yasal Dayanak: CMK m.110/A (adli kontrolde azami süre), CMK m.112 (tedbirlere uymama), Anayasa m.19 (kişi hürriyeti ve güvenliği)
- Kritik Süre: Ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve terör suçlarını kapsayan dosyalarda adli kontrolün azami süresi 7 yıldır (3 yıl + en çok 4 yıl uzatma)
- Temel İlke: Azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine “uyulmadığı” gerekçesiyle CMK m.112 uyarınca tutuklama kararı verilemez
- Sonuç: Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi; başvurucuya 167.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti
Süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine uyulmaması gerekçesiyle tutuklama kararı verilebilir mi? Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 16/12/2025 tarihli, 2023/95649 başvuru numaralı Veysel Kuşçu kararına göre kısa cevap hayır — azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine dayanılarak verilen tutuklama kararının kanuni temeli bulunmaz ve bu, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalini oluşturur. Karar, 16/4/2026 tarih ve 33226 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu yazıda kararın somut olayını, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesini ve adli kontrol altındaki kişiler için pratik sonuçlarını ele alıyoruz.
Olayın Özeti: Bodrum Açıklarında Yakalanma
Başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında 21/8/2016 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirine karar verilmiştir. Başvurucu 4/10/2018 tarihinde 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, istinaf başvurusu 7/10/2019’da reddedilmiş ve dosya Yargıtay temyiz incelemesindeyken 5/10/2023 tarihinde Bodrum Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlilerince Turgutreis sahili açıklarında, Yunanistan’ın Kos Adası’na illegal geçiş yapmaya çalıştığı iddia edilen bir tekne içinde yakalanmıştır. Elâzığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 6/10/2023 tarihinde başvurucuyu hem adli kontrol tedbirine uymadığı (CMK m.112) hem de CMK m.100 kapsamındaki tutuklama sebepleri (kaçma şüphesi) gerekçesiyle tutuklamıştır.
Adli Kontrolün Azami Süresi Ne Kadardır?
CMK m.110/A, adli kontrol tedbirinin azami süresini dosyanın niteliğine göre kademeli olarak belirler:
| Dosya Türü | Temel Süre | Uzatma | Azami Toplam |
|---|---|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | 2 yıl | Zorunlu hâllerde +1 yıl | 3 yıl |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler (genel) | 3 yıl | Gerekçeyle uzatılabilir | Sınırsız (gerekçeli) |
| TCK 2. Kitap 4. Kısım 4-7. Bölüm suçları ile terör suçları | 3 yıl | En çok +4 yıl | 7 yıl |
Başvurucunun yargılandığı terör örgütüne üye olma suçu bu son kategoriye girdiğinden, adli kontrol tedbirinin azami süresi 7 yıldır. Anayasa Mahkemesi, bu sürenin adli kontrol tedbirinin uygulanmaya başladığı tarihten (21/8/2016) itibaren hesaplanması gerektiğine karar vermiş; buna göre azami süre 21/8/2023 tarihinde dolmuştur. Başvurucu ise ancak 6/10/2023 tarihinde, yani süre dolduktan yaklaşık 1,5 ay sonra tutuklanmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, CMK m.112’nin adli kontrol tedbirine uyulmaması hâlinde tutuklamaya izin verdiğini, ancak bu yetkinin kullanımının dayanak adli kontrol kararının hukuka uygun olmasına bağlı olduğunu vurgulamıştır. Azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbiri artık hukuki geçerliliğini yitirdiğinden, böyle bir tedbire “uyulmadığı” gerekçesiyle verilen tutuklama kararının da kanuni temelden yoksun kalacağı sonucuna varılmıştır. Mahkeme ayrıca ikinci bir noktaya dikkat çekmiştir: dosya kanun yolu (temyiz) aşamasındayken ilk derece mahkemesinin CMK m.100 kapsamında ayrıca tutuklama kararı vermesine imkân tanıyan açık bir kanun hükmü bulunmadığından, bu ikinci gerekçenin de kanuni dayanağı olmadığına karar verilmiştir.
Karşı Oy: Tek Başına Belirleyici Değil
Kararda üye Ömer Çınar karşıoy kullanmıştır. Karşıoy gerekçesinde, başvurucunun yalnızca adli kontrol tedbirine uymadığı için değil, aynı zamanda kaçarken yakalanmış olması nedeniyle CMK m.100 anlamında somut kaçma şüphesi bulunduğu için de tutuklandığı, derece mahkemelerinin delil değerlendirmesine Anayasa Mahkemesi’nin müdahale etmemesi gerektiği ileri sürülmüştür. Çoğunluk görüşü ise kanun yolu aşamasında m.100’e dayalı tutuklama yetkisinin açık yasal dayanağı bulunmadığı noktasında karşıoydan ayrılmıştır. Bu, kararın istisnai değil tartışmalı ama Genel Kurul çoğunluğunca benimsenmiş bir içtihat olduğunu göstermektedir.
Sonuç ve Giderim
Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiş; başvurucuya 167.000 TL net manevi tazminat ile 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama gideri ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu, ihlal kararından önce, devam eden yargılama kapsamında 7/2/2025 tarihinde zaten tahliye edildiğinden yeniden yargılama talebi kabul edilmemiştir.
Adli Kontrol Altındaki Kişiler İçin Pratik Sonuç
Bu karar, adli kontrol tedbirine tabi kişiler ve avukatları için önemli bir denetim aracı sunar: tedbirin üzerinden ne kadar süre geçtiğinin takip edilmesi ve azami sürenin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak kararın kapsamını abartmamak gerekir — Anayasa Mahkemesi, süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine “uyulmaması”nın tek başına tutuklama nedeni oluşturamayacağını söylemiştir; somut olayda bağımsız ve hukuka uygun şekilde ortaya konan başka bir tutuklama nedeni (örneğin CMK m.100 kapsamında gerçek bir kaçma şüphesi) varsa, bu ayrıca ve yetkili merci tarafından değerlendirilebilir. İzmir ve Bodrum/Muğla bölgesinde adli kontrol tedbirine ilişkin süre hesaplarının doğru yapılması, tutuklama kararlarına karşı itiraz ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru süreçlerinde belirleyici olabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Adli kontrol tedbirinin azami süresi ne kadardır?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok 3 yıl (2 yıl + zorunlu hâllerde 1 yıl uzatma); ağır ceza mahkemesinin görevine giren ve TCK’nın belirli bölümlerindeki suçlar ile terör suçlarını kapsayan dosyalarda ise en çok 7 yıldır (3 yıl + en çok 4 yıl uzatma).
Azami süresi dolan adli kontrol tedbirine uyulmaması nedeniyle tutuklama yapılabilir mi?
Anayasa Mahkemesi’nin 2023/95649 sayılı kararına göre hayır. Azami süresi dolmuş bir adli kontrol tedbiri hukuki geçerliliğini yitirdiğinden, bu tedbire “uyulmadığı” gerekçesiyle CMK m.112 uyarınca verilen tutuklama kararının kanuni temeli bulunmaz.
Adli kontrol süresi hangi tarihten itibaren hesaplanır?
Anayasa Mahkemesi, süreyi adli kontrol tedbirinin fiilen uygulanmaya başladığı tarihten itibaren hesaplamaktadır; mahkûmiyet kararından önce veya sonra geçen süreler arasında, tutukluluktan farklı olarak, bir ayrım yapılmaz.
Bu karar her tutuklamayı otomatik olarak hukuka aykırı hâle getirir mi?
Hayır. Karar yalnızca, süresi dolmuş bir adli kontrol tedbirine uyulmamasının tek başına tutuklama nedeni sayılamayacağını ortaya koymaktadır. Somut olayda bağımsız ve hukuka uygun şekilde tespit edilmiş başka bir tutuklama nedeni (örneğin gerçek bir kaçma şüphesi) varsa, bu ayrıca değerlendirilebilir.
Kanun yolu aşamasında (istinaf/temyiz) tutuklama kararını hangi merci verebilir?
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, dosya kanun yolu aşamasındayken ilk derece mahkemesinin CMK m.100 kapsamında tutuklama kararı vermesine imkân tanıyan açık bir kanun hükmü bulunmadığını tespit etmiştir; bu nedenle ilgili karar da kanuni dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Bu makale, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 16/12/2025 tarihli ve 2023/95649 başvuru numaralı kararına (R.G. 16/4/2026-33226) dayanılarak hazırlanmış genel bilgilendirme içeriğidir; somut bir olayda adli kontrol ve tutuklama tedbirlerinin hukukiliği için mutlaka konusunda uzman bir ceza avukatına başvurulmalıdır.
⚖️ Hukuki İnceleme: Bu makale İnce & İnce Hukuk Bürosu avukatları tarafından güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi içtihatları çerçevesinde incelenerek yayına hazırlanmıştır.
İnce & İnce Hukuk Bürosu — İzmir/Bodrum | Tel: +90 533 200 48 35 | E-posta: kadri@ince.av.tr | ince.av.tr

Av. Kadri İnce, LL.M.
Kurucu Ortak · İnce & İnce Hukuk Bürosu
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu; Süleyman Demirel Üniversitesi Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı'nda "Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi Yasağı" başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamlamıştır. Ceza hukuku, gayrimenkul hukuku ve insan hakları hukuku alanlarında çalışmaktadır.