TR|EN|DE
İçeriğe geç

Sit Alanında İzinsiz Yapı Cezası: 2863 Sayılı Kanun m. 65 ve Zincirleme Suç Riski

📌 Hızlı Özet & Hukuki Dayanak:

  • Yasal Dayanak: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m. 9 ve m. 65; TCK m. 43, m. 184
  • Öngörülen Ceza: 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası (2863 s. K. m. 65/1)
  • Görevli Mahkeme: İlgili Asliye Ceza Mahkemesi
  • Temel İlke: Sit alanındaki müdahalelerde özel norm önceliklidir; mühürlemeden sonra inşaata devam edilmesi zincirleme suç hükümleriyle cezayı artırır.

Sit alanındaki bir taşınmazda izinsiz inşai müdahale, yalnızca idari bir mesele değildir. İdari para cezası ve yıkım kararının yanında, bağımsız bir ceza soruşturması da yürütülür. Bu soruşturma, genel imar suçlarından farklı olarak özel kanun hükümlerine göre yürütülmekte ve öngörülen ceza aralığı hapis cezasını da kapsamaktadır.

Sit alanında hangi kanun uygulanır: TCK m. 184 mü, 2863 m. 65 mi?

Taşınmazın sit alanında bulunması hâlinde, ruhsatsız imalat TCK kapsamındaki genel imar suçlarından ziyade 2863 sayılı Kanun’un özel ceza normları çerçevesinde kovuşturulur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.12.2024 tarihli, E. 2022/8532 ve K. 2024/7513 sayılı kararında; sit alanlarındaki müdahalelerin değerlendirilmesinde “özel normun önceliği” ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmiştir.

Bu ayrım pratik olarak önemlidir: 2863 sayılı Kanun m. 65/1’in öngördüğü ceza aralığı, genel imar kirliliği suçuna göre belirgin biçimde ağırdır.

Suçun unsurları nelerdir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli (E. 2017/7617, K. 2021/492) ve 12.12.2024 tarihli kararlarında; 2863 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulu’nun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağının düzenlendiği; anılan düzenlemeye aykırı olarak izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise aynı Kanun’un 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı açıkça belirtilmiştir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 07.03.2023 tarihli, E. 2023/7 ve K. 2023/8 sayılı kararında alıntılanan 2863 sayılı Kanun m. 65 hükmü uyarınca; tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Mühürlemeden sonra inşaata devam edilirse ne olur?

Ceza ağırlaşır. Belediyenin yapıyı mühürlemesinden sonra inşai faaliyete devam edilmesi, cezayı artıran ciddi bir unsurdur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 08.06.2023 tarihli, E. 2022/3596 ve K. 2023/2071 sayılı kararında; 21.06.2016 tarihli yapı tatil zaptı ile yapım aşamasındayken mühürlenmesine rağmen, 15.08.2016 tarihli yapı tespit tutanağı ile yapımına devam edildiği belirlenen istinat duvarı inşasına ilişkin olarak sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel ceza tayin edildikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası uygulanarak temel cezada artırım yapılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir.

Bu içtihat, yapı tatil zaptı sonrasında atılacak adımlar bakımından belirleyicidir: mühüre riayet edilmesi, yalnızca idari değil cezai sorumluluk bakımından da zorunludur.

Durum Hukuki sonuç Dayanak
Sit alanında izinsiz inşai müdahale 2 yıldan 5 yıla kadar hapis + adli para cezası 2863 s. K. m. 65/1
Mühürlemeden sonra inşaata devam Zincirleme suç hükümleriyle temel cezada artırım TCK m. 43/1 — Yargıtay 12. CD, E. 2022/3596, K. 2023/2071
Yapı kayıt belgesi bulunması Suçun unsurlarını etkilemez Yargıtay 12. CD, E. 2022/8532, K. 2024/7513
Sit alanı dışı, belediye sınırı içi Genel hükümler değerlendirilir Özel normun önceliği ilkesi

Yapı kayıt belgesi ceza sorumluluğunu kaldırır mı?

Kaldırmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.12.2024 tarihli, E. 2022/8532 ve K. 2024/7513 sayılı ilamında; 3194 sayılı İmar Kanunu’na 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddenin, 2863 sayılı Kanun’a tezahürü bulunmadığı ve anılan Kanun’un 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği ifade edilmiştir.

Aynı sonuç, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 08.06.2023 tarihli, E. 2022/3596 ve K. 2023/2071 sayılı ile 21.01.2021 tarihli, E. 2017/7617 ve K. 2021/492 sayılı kararlarında da teyit edilmiştir.

Uygulamada ceza nasıl somutlaşıyor?

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.05.2024 tarihli, E. 2021/402 ve K. 2024/412 sayılı kararında yer alan ceza mahkemesi tespitinde; koruma alanında kaçak imalat yapan fail hakkında, taşınmaz üzerinde yapılan keşif ve belediye encümenliğinin zabıtlarından taşınmazın doğal örtüsünün tamamen tahrip edildiği, ev inşası için su basman betonlarının atıldığı, derin kazı ve fosseptik çukurlarının açıldığı, taş duvar örüldüğü ve deniz kıyısı kısmına kadar mevzuata aykırı imalatların bulunduğu sabit görülerek, 2863 sayılı Kanun m. 65/1 ve TCK m. 62/1 uyarınca hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği aktarılmıştır.

Bu örnek, sit alanındaki imalatların ceza yargılamasında keşif ve teknik tespitlerle somutlaştırıldığını göstermektedir.

Savunmada hangi hususlar öne çıkar?

Ceza yargılamasında ileri sürülebilecek başlıca hususlar şunlardır:

  • Teknik bilirkişi incelemesi: İmalatın taşınmazın doğal veya kültürel dokusuna kalıcı tahribat verip vermediği, geri dönüşümünün mümkün olup olmadığı yönünden inceleme talep edilmesi.
  • Mühür fekki bulunmadığı: Yapı tatil zaptı sonrasında herhangi bir inşai faaliyete devam edilmediğinin ispatlanarak zincirleme suç artırımının önlenmesi.
  • İmar barışı yanılgısı: Daha önce alınmış bir yapı kayıt belgesi varsa, Danıştay ve Yargıtay içtihatları uyarınca bu belgenin 2863 sayılı Kanun kapsamındaki suç unsurlarını ortadan kaldırmayacağı bilinerek savunmanın buna göre kurgulanması.
  • Aykırılığın giderilmesi: İmalatın bir aylık süre içinde ilgilisi tarafından kaldırılarak eski hâle getirilmesi, ceza yargılamasında etkin bir savunma zemini oluşturur.

Sit alanındaki uyuşmazlıklarda idari ve cezai süreçler paralel yürüdüğünden, İdare Mahkemesindeki iptal davası ile ceza yargılamasının birlikte yönetilmesi gerekir. Muğla ve Bodrum’daki taşınmazlar bakımından Muğla Adliyesi ve Bodrum Adliyesi, İzmir’deki taşınmazlar bakımından İzmir Adliyesi (Bayraklı) yetkili olup, istinaf incelemesi ilgili Bölge Adliye Mahkemesince yapılmaktadır.


Sıkça Sorulan Sorular

Sit alanındaki izinsiz yapı için hangi ceza öngörülmüştür?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E. 2023/7, K. 2023/8 sayılı kararında alıntılanan 2863 sayılı Kanun m. 65 hükmü uyarınca; izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Mühür konulduktan sonra inşaata devam edersem ceza artar mı?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2022/3596, K. 2023/2071 sayılı kararında; mühürlenmesine rağmen yapımına devam edildiği belirlenen imalat bakımından, 2863 sayılı Kanun m. 65/1 uyarınca temel ceza tayin edildikten sonra TCK m. 43/1 uygulanarak artırım yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir.

Sit alanında TCK m. 184 mü yoksa 2863 m. 65 mi uygulanır?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E. 2022/8532, K. 2024/7513 sayılı kararında, sit alanlarındaki müdahalelerin değerlendirilmesinde özel normun önceliği ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle sit alanındaki izinsiz müdahaleler 2863 sayılı Kanun’un özel ceza normları çerçevesinde kovuşturulur.

⚖️ Hukuki İnceleme: Bu makale İnce & İnce Hukuk Bürosu avukatları tarafından güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelenerek yayına hazırlanmıştır.

Av. Kadri İnce
Bu içeriği inceleyen avukat

Av. Kadri İnce, LL.M.

Kurucu Ortak · İnce & İnce Hukuk Bürosu

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu; Süleyman Demirel Üniversitesi Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı'nda "Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi Yasağı" başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamlamıştır. Ceza hukuku, gayrimenkul hukuku ve insan hakları hukuku alanlarında çalışmaktadır.

Ceza HukukuGayrimenkul Hukukuİnsan Hakları

İzmir Barosu, Sicil No: 12973

0533 200 48 35 - Bizi Arayın