📋 İçindekiler Tablosu
- Karar: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 29.04.2026 tarihli, 2026/1577 E., 2026/3977 K. sayılı kararı (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2023/2104 E., 2025/2810 K. sayılı kararının onanması)
- Konu: İlk derece mahkemesi, işçinin yaklaşık iki yıl boyunca amiri tarafından dışlandığını, küçümsendiğini ve anksiyete bozukluğuna kadar varan psikolojik taciz mağduru olduğunu tanık beyanlarıyla ispatlanmış kabul etti — ancak aynı süreçte işçinin amirine yönelik sarf ettiği tehdit sözleri istinaf ve Yargıtay tarafından ayrı ve bağımsız bir haklı fesih nedeni sayıldı
- Sonuç: İlk derece mahkemesi feshi haksız bulup kıdem ve ihbar tazminatına hükmetti; Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı kaldırıp davayı reddetti; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı — işçi tazminat alamadı
- Önemli nüans: Mahkemeler ilk derecenin mobbing tespitini doğrudan çürütmedi; sonucu değiştiren, işçinin kendi tehdit içerikli beyanının ayrı ve bağımsız bir haklı fesih nedeni oluşturmasıydı
- Yasal dayanak: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 370/1, m. 371
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2026 tarihli, 2026/1577 E., 2026/3977 K. sayılı güncel kararı, mobbing (psikolojik taciz) davalarında sıkça karşılaşılmayan ama bir o kadar öğretici bir tabloyu ortaya koyuyor: ilk derece mahkemesi işçinin mobbing mağduru olduğunu tanık beyanlarıyla ispatlanmış kabul etmesine rağmen, işçinin kendi sözleri nedeniyle dava sonunda kaybetmesi. Bu yazıda kararı, mahkemelerin gerekçelerinden doğrudan alıntılarla ele alıyor ve karardan çıkan dengeli dersleri özetliyoruz. Kararın tam metnini de yazının sonunda paylaşıyoruz.
Olayın Arka Planı
Davacı işçi, 05.01.2015–21.07.2022 tarihleri arasında aynı işyerinde çalışıyor. Dava dilekçesine göre iş sözleşmesi haksız ve tazminatsız feshedilmiş; davacı vekili kıdem ve ihbar tazminatının tahsilini talep etmiş.
Davalı işveren ise farklı bir olayı öne sürüyor: 20.07.2022 tarihinde kalıp bakımında desteğe ihtiyaç duyulması üzerine davacının amiri M.M. tarafından davacıya bir görevlendirme yapıldığını, davacının önce bu görevlendirmeyi kabul ettiğini, ardından işi yapmak istemediğini belirttiğini, amirin işe devam talimatının ardından ise agresif bir tutum sergileyerek görevlendirmeyi yapan M.M.’yi tehdit ettiğini savunmuş ve feshin haklı nedene dayandığını ileri sürmüş.
İlk Derece Mahkemesi: Mobbing İspatlandı
Bursa 9. İş Mahkemesi, tanık beyanlarını değerlendirerek davacının mobbing iddiasını ispatlanmış kabul etmiş. Kararın gerekçesinden:
“…tanık beyanlarından davacının amiri M.M’nin davacıyı dışladığı, işleri yardımcısı ile yürüttüğü, bu tavrı ile davacıyı işyerinde etkisizleştirdiği, parmak işareti ile çağırma gibi eylemlerle rencide ettiği, davacı asılın beyanı ile son iki yıllık süreçte sistematik biçimde davacıya karşı küçümseme, hafife alma, karalama, kötüleme, yok sayma tarzında ruhen, bedenen ve fiziken etkileneceği açık eylemlerde bulunduğu, ilk amirinin bu davranışlarına karşı şikâyet mercii olan kalıphane müdürünün davacının ilettiği soruların çözümü noktasında inisiyatif almadığı, davacının 23.05.2022 günü yaygın anksiyete bozukluğu nedeni ile 06.06.2022 gününe kadar heyet raporu aldığı, bu dönemde ilaç kullandığı, bu hâli ile davacının psikolojik taciz iddiasının tanık beyanları doğrultusunda ispatlandığı…”
Mahkeme, davacının olay sırasında sarf ettiği ve işverenin haklı fesih gerekçesi yaptığı sözleri de değerlendirmiş, ancak bunu sistematik tacizin bir yansıması olarak yorumlamış:
“…savunmasında yer alan ‘kendimi tutamayarak ve sinirlerime hâkim olamayarak keserim şeklinde bir ifade kullandım’ şeklindeki beyanı ile yaşanan olayı doğruladığı ancak bunun yaşanan sistematik psikolojik tacizin yansıması olarak verilen anlık bir tepki olduğu, 8 yıla yaklaşan kıdeme sahip geçmişte hiçbir olumsuz sicili bulunmayan davacının bu sözleri neticesi iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı…”
Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesi davanın kabulüne, yani feshin haksız olduğuna ve davacının kıdem ile ihbar tazminatına hak kazandığına karar vermiştir.
İstinaf: Ortaya Çıkan Tehdit Sözleri Dengeyi Değiştiriyor
Davalı işveren vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, dosyayı yeniden inceleyerek farklı bir olguya ağırlık vermiş: davacının olay günü M.M. ile tartıştıktan sonra kalıphane müdürünün yanına giderek sarf ettiği sözler. Kararın gerekçesi:
“…davacının olay günü amiri konumundaki işyeri çalışanlarından M.M. ile iş nedeniyle tartıştıkları, daha sonra onun yanından ayrılarak Kalıphane Müdürü B.Y.’nin yanına gittiği, onun yanında M.M.’yi kastederek ‘…ben bu adamı bıçaklayacağım geçmişte 2-3 tane bıçaklamam var. Biri yanlışlıkla oldu ama ikisini bilinçli yaptım…’ şeklinde sözlerle M.M. hakkında tehdit içeren sözler sarf ettiğinin sabit olduğu, işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı…”
Bölge Adliye Mahkemesi, bu tehdidin sabit olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu kabul etmiş, ilk derece mahkemesi hükmünü ortadan kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta şu: Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin mobbing tespitini doğrudan çürütmüş değil — kararında mobbing bulgusuna dair ayrı bir değerlendirme yapmamış, yalnızca tehdidin sabit olduğunu ve bunun tek başına haklı fesih nedeni oluşturduğunu tespit etmiştir.
Yargıtay’ın Onaması
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin amiri tarafından sürekli baskıya uğradığının sübuta erdiğini ve feshin haklı nedene dayanmadığını, ayrıca toplu iş sözleşmesindeki fesih prosedürüne uygun hareket edilmediğini ileri sürmüştür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu itirazları yerinde bulmamış:
“Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”
Yargıtay, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiş; karar 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesinleşmiştir.
Bu Karardan Çıkan Dersler
Bu kararı yalnızca “mobbing mağduru davayı kaybetti” başlığına indirgemek yanıltıcı olur. Kararın öğretici yanı, iki ayrı hukuki meselenin birbirinden bağımsız değerlendirildiğini göstermesi:
- Mobbing tespiti ile haklı fesih değerlendirmesi ayrı sorulardır. İlk derece mahkemesinin mobbing bulgusu üst mahkemelerce açıkça reddedilmemiştir; sonucu değiştiren, işçinin ayrı ve somut bir tehdit beyanının bağımsız olarak haklı fesih nedeni sayılmasıdır.
- Tehdidin niteliği ve muhatabı önemlidir. Burada söz konusu olan, anlık ve belirsiz bir öfke ifadesi değil; hedefi belli, geçmiş şiddet iddiası içeren ve başka bir yöneticiye aktarılarak kayıt altına giren somut bir tehdit ifadesiydi. Mahkemeler bu ayrımı gözetiyor.
- Mobbing mağduru olmak, her tepkiyi hukuken korumaz. Sistematik psikolojik taciz altında olsanız dahi, karşı tarafa yönelik tehdit veya şiddet içerikli sözler ayrı ve bağımsız bir haklı fesih nedeni oluşturabilir. Bu nedenle mobbing yaşayan işçilerin tepkilerini insan kaynaklarına yazılı şikâyet, iş müfettişliğine başvuru, arabuluculuk veya dava gibi hukuki kanallara yönlendirmesi kritik önem taşıyor.
- İşverenler için de bir uyarı niteliğinde. Karar, işçinin ayrı bir kural ihlali bulunsa dahi, yönetim kadrosunun neden olduğu mobbing iddialarının ayrıca ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini; ilk derece mahkemesinin mobbing tespitinin üst mahkemelerce tartışmasız biçimde bertaraf edilmediğini gösteriyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Bu karar, mobbingin ispatlanmadığı anlamına mı geliyor?
Hayır. İlk derece mahkemesinin mobbing tespiti üst mahkemelerce doğrudan çürütülmemiştir. Davanın sonucunu değiştiren, işçinin ayrı ve bağımsız bir olgu olan tehdit içerikli beyanının haklı fesih nedeni sayılmasıdır.
Davacı işçi bu davada tazminat aldı mı?
Hayır. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davayı reddetmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de bu kararı onamıştır; işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamamıştır.
Mahkeme işçinin sözlerini neden bu kadar ciddiye aldı?
Çünkü söz konusu ifade, belirsiz bir öfke patlaması değil; hedefi belli (M.M.), geçmişe dönük şiddet iddiası içeren ve başka bir yöneticiye (Kalıphane Müdürü) doğrudan aktarılan somut bir tehditti. Bölge Adliye Mahkemesi bu tehdidin sabit olduğunu tespit etmiştir.
Mobbinge maruz kalan bir işçi tepkisini nasıl vermeli?
Bu karar, tepkinin sözlü tehdit veya şiddet çağrışımlı ifadeler yerine hukuki kanallara — yazılı şikâyet, iş müfettişliğine başvuru, arabuluculuk veya dava — yönlendirilmesinin önemini gösteriyor. Aksi hâlde, mobbing iddiası güçlü olsa dahi, işçinin kendi beyanı ayrı bir haklı fesih nedenine dönüşebiliyor.
Karar kesinleşti mi?
Evet. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 29.04.2026 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamış ve temyiz talebini reddetmiştir; karar bu haliyle kesinleşmiştir.
⚖️ Hukuki İnceleme: Bu yazı İnce & İnce Hukuk Bürosu tarafından, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2026 tarihli, 2026/1577 E., 2026/3977 K. sayılı kararı esas alınarak hazırlanmıştır. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olayınıza özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Kararın Tam Metni
Aşağıda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2026/1577 E., 2026/3977 K. sayılı kararının tam metnini, taraf isimleri orijinal karardaki gibi anonimleştirilmiş hâliyle paylaşıyoruz.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2026/1577 E., 2026/3977 K. — Tam Metin (görmek için tıklayın)
9. Hukuk Dairesi 2026/1577 E., 2026/3977 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2104 E., 2025/2810 K.
DAVA TARİHİ: 29.08.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 9. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/336 E., 2023/292 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.01.2015-21.07.2022 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve tazminatsız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 20.07.2022 tarihinde kalıp bakımında desteğe ihtiyaç duyulması nedeniyle amiri M.M tarafından davacıya görevlendirme yapıldığını, davacının önce görevlendirmeyi kabul ettiğini sonrasında ise amirine işi yapmak istemediğini belirttiğini, amirin işine devam etmesi yönündeki talimatının sonrasında ise agresif tutum sergileyerek verilen işi yapmamakta ısrar ettiğini, görevlendirmeyi yapan M.M’yi tehdit ettiğini savunarak iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığını ve davacının alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanlarından davacının amiri M.M’nin davacıyı dışladığı, işleri yardımcısı ile yürüttüğü, bu tavrı ile davacıyı işyerinde etkisizleştirdiği, parmak işareti ile çağırma gibi eylemlerle rencide ettiği, davacı asılın beyanı ile son iki yıllık süreçte sistematik biçimde davacıya karşı küçümseme, hafife alma, karalama, kötüleme, yok sayma tarzında ruhen, bedenen ve fiziken etkileneceği açık eylemlerde bulunduğu, ilk amirinin bu davranışlarına karşı şikayet merci olan kalıphane müdürünün davacının ilettiği soruların çözümü noktasında inisiyatif almadığı, davacının 23.05.2022 günü yaygın anksiyete bozukluğu nedeni ile 06.06.2022 gününe kadar heyet raporu aldığı, bu dönemde ilaç kullandığı, bu hâli ile davacının psikolojik taciz iddiasının tanık beyanları doğrultusunda ispatlandığı, savunmasında yer alan “kendimi tutamayarak ve sinirlerime hakim olamayarak keserim şeklinde bir ifade kullandım” şeklindeki beyanı ile yaşanan olayı doğruladığı ancak bunun yaşanan sistematik psikolojik tacizin yansıması olarak verilen anlık bir tepki olduğu, 8 yıla yaklaşan kıdeme sahip geçmişte hiçbir olumsuz sicili bulunmayan davacının bu sözleri neticesi iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının olay günü amiri konumundaki işyeri çalışanlarından M.M. ile iş nedeniyle tartıştıkları, daha sonra onun yanından ayrılarak Kalıphane Müdürü B.Y’nin yanına gittiği, onun yanında M.M’yi kastederek “…ben bu adamı bıçaklayacağım geçmişte 2-3 tane bıçaklamam var. Biri yanlışlıkla oldu ama ikisini bilinçli yaptım…” şeklinde sözlerle M.M hakkında tehdit içeren sözler sarfettiğinin sabit olduğu, işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkilinin amiri tarafından sürekli baskıya uğradığının sübuta erdiğini, iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığını
2. Toplu iş sözleşmesinde yer alan fesih prosedürüne uygun hareket edilmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ile feshin toplu iş sözleşmesindeki prosedüre uygun olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Arb. Av. Hilal Kaya
Avukat, Arabulucu · İnce & İnce Hukuk Bürosu
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2017'den bu yana şirket ve işveren vekilliği yapmakta; sözleşmeler, şirket devirleri, iş kazaları ve işe iade davaları alanlarında çalışmaktadır. Ayrıca ihtiyari arabuluculuk faaliyeti yürütmektedir.